Home / Yazarlar / Nerede Kalmıştık?

Nerede Kalmıştık?

Aydın’ın yayıncılık hayatında iz bırakan Aydın Life’ın ilk sayısı, bundan tam on dokuz yıl önce Temmuz 2006’da yayımlandı. O yıllar, Adnan Menderes Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıf öğrencisi, aynı zamanda henüz yolun başında bir blog yazarıydım. Bugün, bu satırları yazarken de blog yazarlığında yirmi yılı geride bıraktım. Merhum Erman Çetin de bloğum (evrengunlugu.net) sayesinde benden haberdar olmuştu. O dönem Ramazan Paşa Camisi yokuşundaki ofislerine beni davet edip Aydın Life projesinden bahsederek orada yazmamı istemişti. Dijitalde hayat bulan yazılarım, ilk kez süreli ve basılı bir dergide okurla buluşacaktı. Öyle de oldu, her sayısı sadece benim için değil Aydın için de büyük bir heyecan dalgası yarattı Aydın Life’ın.

Aydınlı sanatçı Gökhan Kırdar’ın kapağa taşındığı ilk sayıda sevgili Erman, “Yayımcılığın zor olduğu bir ilde, yeni bir projeyle başlamak çok heyecan verici” sözleriyle selamladı okuru. Yine onun deyimiyle “Aydın basın tarihinde yeni bir dönem Aydın Life ile başlamış oluyor”du.

Erman’ın yayın direktörlüğünde çıkan ilk sekiz sayı, Temmuz 2006 – Haziran 2007 dönemi boyunca heyecan fırtınası estirdi, o yıllar henüz büyükşehir olmayan benim küçük memleketimde. Üç yıllık aranın ardından Aydın Life bu kez, başından beri derginin imtiyaz sahibi de olan usta gazeteci Saadettin Çetin’in yayın direktörlüğünde sessizliğini bozmaya çalışsa da ancak üç sayı devam edebildi. Eylül 2010, Ocak 2011’de yayımlanan son iki sayıya yazılarımla katkı sunmuştum.

“Kısmetten öteye geçilmiyor madem” başlıklı yazımla merhaba dediğim Aydın Life’ta on sayı boyunca, Aydın’ın yetiştirdiği değerlerden Adnan Menderes’i “Elli Kelime”yle anmış, Bulgaristan göçmeni Hatice nineyle röportaj yapmış, Fen Edebiyat mezunlarının dramına ışık tutmuş, Türkçenin doğru kullanımına dikkat çekmiş, 2010 KPSS skandalını mercek altına almış ve Aydın’ın en yaşlı ve meşhur efesi Talat Arzuhan’la söyleşi gerçekleştirmiştim.

Aydın Life 1. sayıdaki ilk yazım

O günden bugüne hem benim hayatımda hem Aydın’da çok şey değişti. Aydın Life’ta ilk yazım yayımlandığında henüz 25 yaşında yeni mezun bir öğretmen adayıydım. Bugünse bu satırları, 2012’den beri yaşadığım İstanbul’da 44’ünü yeni doldurmuş bir editör olarak yazıyorum. Aydın Life sayfalarında gündeme taşıdığım 2010 KPSS ile ilgili mağduriyetler, üzerinden on beş yıl geçmesine rağmen giderilmedi. O mağdurlardan biri olarak iki yıl daha denediğim KPSS defterini kapatmak durumunda kalıp, “ataması yapılmayan öğretmen” ünvanından nasibimi alarak İstanbul’a yelken açtım. Yedi Eylül Mahallesinde, halkın “göçmen mahallesi” olarak adlandırdığı sokakta oturan Bulgaristan göçmeni Hatice ninemizse röportajdan yıllar sonra vefat etti. Aydın, 2012 yılında “büyükşehir” statüsü kazanırken, 7 Eylül Aydın’ın düşman işgalinden kurutuluş törenlerinin en ön saftaki isimlerinden Talat Efe, 2014’te aramızdan ayrıldı. Merhum Başbakan Menderes de Çakırbeyli’deki evinin az ilerisine 2022 yılında inşa edilen Adnan Menderes Demokrasi Müzesinde, “elli kelime”den daha fazlasıyla yaşatılmaya başladı.

Ve bir markaya dönüşen Erman Çetin. Kısacık hayatına rağmen ardında derin bir iz bırakarak 29 Nisan’da Hakk’ın rahmetine kavuştu. Yenilikçi fikirleri, girişimci ruhu ve attığı cesur adımlarla Aydın yerel basınında önemli işlere imza atan, bizleri farklı mecralarda bir araya getirmeyi başaran Erman, ardında bıraktığı emanetleriyle bizi yine bir araya getirmeye devam ediyor. 2006’dan beri hep iletişimde olduğum, Aydın Life’ın her sayısı için en çok konuştuğum, Erman’ın bize en kıymetli emaneti ve hatırası, kardeşim Elvan Çetin’in çağrısıyla, bu satırları kaleme aldım; on dokuz yıl önceki aynı heyecanla. Yayımlandığı yıllar çağın ötesinde bir örnek teşkil eden Aydın Life, bugün sevgili Elvan’ın girişimiyle dijitalde yeniden hayat buldu. Elvan’ın yaşadığı kolay kaldırılacak bir acı değildi. Yasını tuttu ve omuzlarındaki ağır sorumluluklarla “Erman Çetin”in kardeşine yaraşır şekilde kolları sıvadı. On dokuz yıl önce Erman’dan gelen çağrıyı, ağabeyinin aziz hatırasını yaşatmak için bugün yineleyerek bana davette bulunan Elvan’a teşekkür ederim. 29 Nisan’dan bu yana ağabeyinin kıymetli hatıralarını yaşatma gayretini yakından takip ediyor ve kendisini yürekten kutluyorum.

Erman’ın vefat haberini duyar duymaz dillendirdiğim temennimi burada da yinelemek isterim: Sevgili Erman’ın Aydın basınına getirdiği yenilikler, yerel basının gelişmesi adına yaptığı girişimler öylesine önemli ki ismi, “Erman Çetin Ödülleri”yle yaşatılmayı hak ediyor. Umarım Aydın basın camiası bu kıymetli ve kalıcı adımı atar. 

Mesaimin büyük çoğunluğu yazmak, okumak ve redaksiyon yapmak olduğundan, yoğunluğum sebebiyle her hafta Aydın Life’ta yazamasam da -şimdilik- ayda bir sizinle bu harika dijital mecrada buluşmaya çalışacağım. Müsaadeniz olursa da bundan sonraki yazılarımda sizi, on dokuz yıl önceki Aydın Life’ın sayfaları arasında bir gezintiye çıkarmak istiyorum; en azından bir süre. Tüm sayıları kütüphanemde olan derginin sayfalarında bahsi geçen konu ve konuklarla ilgili güncellemeleri beraber yapacağız. Arada yine söyleşiler gerçekleştirmeyi de planlıyorum. Öncelikle Erman Çetin’in 2006’dan 2007’ye sekiz sayı boyunca bizlere seslendiği köşesindeki mesajlarını mercek altına alacağım. 

Haydi başlıyoruz!

Evren Soyuçok | evren@soyucok.com

Etiketlendi: